SÜREĞEN HASTALIKLAR-4

II.2.2.Kaynaştırma Eğitiminin Nedenleri

Kaynaştırma eğitimini savunanlardan Sarı’ya (2004) göre bu uygulamanın çeşitli nedenlerle gerekli olduğunu düşünmektedirler. Bunlar:

a- Kanuni Haklar: Kanuni haklarından dolayı engelli bir çocuk, akranlarının sahip olduğu şartlarda en az kısıtlayıcı ortam içinde eğitim görme hakkına sahiptir.

b- Vatandaşlık Hakkı: Ayrıştırma ve ayrıştırılmış ortamlarda verilen özel eğitim eşitliğe aykırıdır. Var olan haklar herkes için geçerli olmalıdır. Belirli bir eğitim programına kabul edilme, bireyin belirli bir engele sahip olmamasına bağlı olmamalıdır. Engelli çocuklar etraflarındaki arkadaşları, komşuları ve kardeşleri gibi aynı okula gitme hakkına sahip olmalıdırlar.

c- Anne ve babanın Hakları: Anne babalar çocuklarıyla ilgili en fazla sorumluluk taşıyan ve aynı şekilde özel eğitim ekibinin bir üyesidir. Dolayısıyla anne babalar kendi çocukları hakkında en bilgili kişiler olarak çocuklarının başarılı olmaları için gerekli olan destek ve servisleri de içeren en az kısıtlayıcı eğitim ortamını isteme hakkına sahiptirler.

d- Ahlaki Haklar: Engelli çocuklar diğer çocuklar için geçerli olan nedenlerden dolayı istedikleri eğitim ortamını seçebilirler. Kaynaştırma, istenilmeyen durumlardan kaçınma, sosyalleşme ve arkadaşlık geliştirme fırsatını en fazla verebilecek olan bir eğitim uygulamasıdır.

e- Etik Haklar: Her çocuk ait olma ve değerli olma duygularını yaşamalıdır. Bu çocuklar bu duyguları kaynaştırma ortamında daha fazla yaşayabileceklerdir. Bu ortamdaki engelli çocuklar sınıflarında hayatın içindeki zıtlıkları, farklılıkları ve bu farklılıkların ve zıtlıkların kabulünü temsil eder( Kids Together Inc, 2001; aktaran Kuz, 2001 ).

f- Eğitimsel Haklar: Bu eğitim sürecine dahil olan engelli bir çocuk için en faydalı eğitim programı kaynaştırma uygulamasıdır.

Bununla birlikte bütün engelli çocukların normal sınıflarda eğitim görmesini istemek hem gerçekçi değildir, hem de çocukların kendisi için de zararlıdır( Peltier, 1997; aktaran Kuz, 2001 )

İnsanlarla ilişki kurma, doğumla başlar ve bütün yaşamımız boyunca gelişerek devam eder. Çocuk ilk sosyal ilişkileri ailede öğrenir. Bu ilişki daha sonra oyun çevresi ve okul çevresi ile gelişip biçimlenir. Sınırlı bir çevrede büyüyen özürlü çocukların sağlıklı iletişim kuramamaları nedeniyle normal çocuklara göre kişiliklerinde düzensizlik ve uyumsuzluk ortaya çıkabilmektedir. Özel eğitim gerektiren çocuklar genellikle aile bireyleri, özellikle de kardeş ilişkilerinde yalnız kalabilirler. Anne ve babanın aşırı koruyucu tutumu sonunda özürlü çocukta bağımlılık geliştirerek olumlu benlik kavramının gelişimi engellenebilir. Bu ise özürlü çocuğun hem özürlü, hem de normal bireylerle iletişim kurmasını daha çok zorlaştırarak toplum dışında bırakabilen bir birey olarak yetişmesine neden olur ve kısır döngü içinde kalabilir.

            Çocuğun iletişim kurduğu çevre, çocuğun sözel davranışları kazanmasında da önemli rol oynar. Özellikle dil ile ilgili becerilerin kazanılmasında özürlü çocukların normal yaşıtları ile bir arada bulunmaları etkili olmaktadır. Normal bir okulda izole eğitim gören özürlü çocuklar, sürekli kendileri gibi özürlü yaşıtlarıyla bir arada bulunacakları için, sözel olarak öğrenecekleri hiçbir şey olmayacaktır.

            Son yıllarda özürlü çocukların normal yaşıtlarıyla normal okullarda bir arada eğitime alınmaları, eğitimsel bir olay olarak ilgi çekmektedir. Bu sistemin diğer bir kolaylığı da çocuğun normal bir okulda tam gün bulunmaya hazır olmasını kolaylaştırmaktır. Özürlü çocukların normal okullarda bütünleşmiş eğitime alınmaları onların toplum içinde bir birey olarak yaşamlarını kısmen kolaylaştırmaktır. Diğer yandan özürlü çocuğun okuldaki arkadaş grubuna katılması ve kabul görmesi, çocuktaki bağımlılık duygusunun azalmasına ve güven duygusunun gelişmesine neden olmaktadır. Böyle bir uyum çalışmasında özürlü çocukların normal çocuklarla olumlu sosyal ilişkiler geliştirmesi öğretilecek ve en önemlisi de her iki grup için erken yaşta gelişen tutumların ileriki yıllarda toplumsal bir yatırım olması sağlanacaktır.

II.2.3. Kaynaştırmanın Yararları

Kaynaştırma uygulamasının, gerek kaynaştırılan öğrenciye, gerekse çevresine pek çok yararı vardır. Bu yararları Kırcaali-İftar (2007) şöyle belirtmiştir.

1. Kaynaştırma, özel gereksinimli öğrencilerin, içinde yaşadıkları toplumla bütünleşmelerini kolaylaştırır.

2. Normal öğrencilerin davranışları, özel gereksinimli öğrencilere model olur.

3. Kaynaştırma sınıfındaki normal öğrenciler, bireyler arasında var olan farklılıklara karşı daha hoşgörülü olmayı öğrenirler.

4. Kaynaştırma, normal öğrencilerin işbirliği ve yardımlaşma becerilerini arttırır.

5. Kaynaştırma sınıfı öğretmenlerinin özel gereksinimli öğrencilerle yürüttükleri çalışmalar (örneğin, eğitim programlarının bireyselleştirilmesi), öğretmenlik bilgi ve becerilerine katkıda bulunur.

6. Kaynaştırma uygulamaları, kaynaştırma sınıfı öğretmenlerinin diğer personelle iletişim ve işbirliğini arttırır.

7. Özel gereksinimli çocuklarının normal eğitim ortamına devam ediyor olması, anne-babalara moral verir ve onları çaba göstermeye güdüler

II.2.4. Kaynaştırma Modelleri

  Özel gereksinimli bireylerin eğitim alabilecekleri kaynaştırma türleri 31 Mayıs 2006 da yürürlüğe giren Özel eğitim Hizmetleri Yönetmeliğinin 23. maddesinin 2. fıkrasının b bendinde şu şekilde tanımlanmıştır. Özel eğitime ihtiyacı olan bireyler kaynaştırma yoluyla eğitimlerini, yetersizliği olmayan akranları ile birlikte aynı sınıfta tam zamanlı sürdürebilecekleri gibi özel eğitim sınıflarında yarı zamanlı olarak da sürdürebilirler. Yarı zamanlı kaynaştırma uygulamaları, öğrencilerin bazı derslere yetersizliği olmayan akranlarıyla birlikte aynı sınıfta ya da ders dışı etkinliklere birlikte katılmaları yoluyla yapılır. Kaynaştırma türleri yönetmelikte Tam Zamanlı Kaynaştırma ve Yarı Zamanlı Kaynaştırma olarak belirtilmiştir.

II.2.4.1. Tam Zamanlı Kaynaştırma

  Özel eğitim ihtiyacı olan bireyin akranları ile birlikte okul öncesi, ilköğretim ve orta öğretim kurumlarında aynı sınıfta eğitim görmesi ve sosyal açıdan bütünleşmesi için özel eğitim destek hizmetlerinin uygulanması ve eğitimin başarıya ulaşabilmesi için gerekli ders araç ve eğitim materyallerinin sağlanması gerekli fiziki düzenlemelerin yapılmasıdır (http://orgm.meb.gov.tr/). Süreğen hastalığı olan bireyler eğitim kurumlarında genelde tam zamanlı kaynaştırma uygulamalarına tabi tutulmaktadırlar ancak bu bireyler için sınıf ortamı veya okul ortamında gerekli düzenlemeler yapılmalıdır

Özel eğitim gerektiren bireylerin, akranları ile birlikte okul öncesi, ilköğretim, orta öğretim ve yaygın eğitim kurumlarında aynı sınıfta eğitim görmesi ve sosyal açıdan bütünleştirilmesi için; özel eğitim destek hizmetleri, özel araç-gereç ve eğitim materyalleri sağlanır. Eğitim programı bireyselleştirilerek uygulanır ve gerekli fiziksel düzenlemeler yapılır. Kaynaştırma uygulamaları yapılan okullarda, sınıf mevcutlarının okul öncesi eğitim kurumlarında 14, ilköğretim kurumlarında 30 öğrenciyi aşmamasına dikkat edilir. Özel eğitim gerektiren öğrenciler her sınıfa eşit olarak dağıtılır, bir sınıfta yetersizliği aynı olan en fazla iki öğrenci uygulamaya katılır.

 Durumları ayrı bir sınıfta eğitilmeyi gerektiren öğrenciler için okul öncesi eğitim, ilköğretim, orta öğretim ve yaygın eğitim kurumlarında özel eğitim sınıfları, özel eğitim hizmetleri kurulu tarafından açılır. Bu sınıfların mevcudu en fazla; okul öncesi eğitimde 6, ilköğretimde 12, orta öğretimde 20 ve yaygın eğitimde 10 öğrenciden oluşur.

 Özel eğitim okulunun yatılılık olanaklarından yararlanan öğrencilerden, akranları arasında eğitim alması uygun görülenler, yakın çevrelerindeki okul öncesi eğitim, ilköğretim, orta öğretim kurumlarından eğitim alırlar. Servis giderleri özel eğitim kurumunca karşılanır.

 Yetersizlikleri olmayan bireyler, istekleri doğrultusunda, özellikle okul öncesi eğitimde, çevrelerindeki kaynaştırma uygulaması yapan özel eğitim okullarında açılacak sınıflara kayıt yaptırabilirler. En fazla beşi özel eğitim gerektiren birey olmak üzere, bu sınıfların mevcutları en fazla okul öncesi eğitimde 14, ilköğretim-orta öğretimde 20 ve yaygın eğitimde 10 öğrenciden oluşur.

II.2.4.2. Yarı Zamanlı Kaynaştırma

  Kaynaştırma uygulaması yapılan sınıflara veya özel eğitim sınıflarına devam eden öğrencilerin; kaynaştırma uygulaması yapılan sınıfların etkinliklerine katılması ve kaynak oda, rehberlik araştırma merkezi, özel eğitim kurumlarından destek alınması ile yapılan uygulamadır. Bu uygulama için gerekli düzenlemeler yapılır. Bu uygulama çerçevesinde özel eğitim sınıfına devam eden öğrencilerin, uygun şartlar sağlanarak normal eğitim sınıflarının resim, müzik, beden eğitimi, iş teknik  vb derslerine katılımı sağlanarak sosyal açıdan bütünleştirilmeleri de sağlanır (http://orgm.meb.gov.tr/).

 Kaynaştırma uygulaması yapılan sınıflara veya özel eğitim sınıflarına devam eden öğrencilerin; özel eğitim/kaynaştırma uygulaması yapılan sınıfların etkinliklerine katılması; kaynak oda, rehberlik ve araştırma merkezi ile özel eğitim kurumundan destek eğitimi alması için gerekli düzenlemeler yapılır.

 Özel eğitim okulunda kaydı olan bazı öğrencilerin kaynaştırma uygulaması yapılan sınıfların etkinliklerine katılması için gerekli önlemler alınır.

 Personeli ve fiziksel koşulları uygun olan özel eğitim okullarında, çevredeki diğer öğrencilerin de hazırlanan program çerçevesinde her türlü eğitim ortamından faydalanmaları sağlanır.

 Birden fazla yetersizliği olan öğrencilerin; özel eğitim okullarında gündüzlü olarak açılan özel eğitim sınıflarında; özel araç-gereç, eğitim materyali kullanılarak, gelişimsel öğretim programlarının bireyselleştirilerek uygulanması ve sosyal bütünleşmenin sağlanması için gerekli önlemler alınır. Bu sınıfların mevcudu en fazla altı öğrenciden oluşur, sınıfta iki öğretmen görevlendirilir. Bu öğrencilerin değerlendirilmesinde, bireyselleştirilmiş eğitim programlarında belirlenen amaçların gerçekleştirilmesi esas alınır

  Süreğen hastalığı olan bazı öğrencilerin okula dönüşleri hastalığın seyrine göre farklılık gösterebilmektedir. Bunun için okula uyum sağlama zaman alabilmektedir. Okula dönüşün ilk zamanlarında okula devam etmede okul idaresi ve öğretmeni esnek davranabilmelidir.

II.2.5. Süreğen Hastalığı Olan Çocuklara Hastalıkları Süresince ve Kaynaştırma Ortamlarındaki Eğitim Hizmetleri

  Süreğen Hastalığı olan çocukların özellikleri ve gereksinimleri temel alındığında çok heterojen bir grup olmaları nedeni ile grubun özelliklerini söylemek güçtür. Astım, hemofili, şeker, kanser, epilepsi, AIDS, Kronik Böbrek Yetmezliği, Talassemi gibi sürekli hastalığı olan çocukların problemleri ve ihtiyaçları, hastalığın derecesi, ortaya çıkış yaşı ve gelişimine bağlı olarak akranlarından farklılaşır. Bazı hastalıklarda problemlerin arttığı ve azaldığı dönemler vardır. Bazı hastalıklar uygun tedavi ile ortadan kalkabilmekte bazıları ise ilaçlarla kontrol altına alınabilmektedir. Çok heterojen bir grup olmaları nedeniyle grubun özelliklerini söylemek güçtür (Wood, 1998; aktaran Sucuoğlu ve Kargın). Genel olarak yorgunluk ve hastalık nedeniyle okul devamsızlığının yanında, sınıf içinde birçok etkinliğe katılamadıkları motor becerilerde yetersizlik, beden eğitimi derslerine katılamama gibi sorunlarla karşılaşmaktadırlar (Wood, 1998; aktaran Sucuoğlu ve Kargın).

  Süreğen hastalığı olan çocukların kaynaştırma eğitimlerinde genelde tam zamanlı kaynaştırma uygulanmaktadır. Grup olarak zihinsel becerilerinin engelli olmayan akranlarıyla aynı sınırlar içinde olma eğilimleri vardır (Salend, 1999; aktaran Sucuoğlu ve Kargın, 2006). Salend’in de belirttiğine göre süreğen hastalığı olan çocuklar zihinsel olarak akranlarından fazla farklılık göstermezler bu çocuklar genelde sosyal uyumda sorun yaşamaktadırlar.

  Süreğen hastalığı olan çocuklar için hastanede yattıkları süre, evde geçirdikleri dönemde ve tekrar okula dönüşlerinde onlara verilebilecek eğitim hizmetleri hakkında aşağıdaki bölümde bilgi verilmiştir.

II.2.5.1 Fiziksel Ortamlar

  Ülkemizde süreğen hastalığı olan okul çağında ki çocuklar için ilköğretim okullarında büyük yetersizlikler bulunmaktadır. Bu öğrencilerin günlük rutin tedavilerini yapabilecekleri sağlık odaları ve revirler okullarımızın büyük bir kısmında bulunmamaktadır.  Milli Eğitim Bakanlığı Yatırımlar ve Tesisler Daire Başkanlığı tarafından okul projeleri hazırlanırken okullarda sağlık odalarının bulunması şartı mutlaka getirilmelidir.

II.2.5.2. Destek Hizmetleri

 Süreğen hastalığı olan çocukların hastalıkları süresince kendilerine verilecek destek eğitim hizmetlerini; Erken Tanı ve Müdahale, Eğitime Erişimleri, Teknoloji kullanımı, Eğitim Hizmetlerinin Sürekliliği, Birlikte Çalışma, Taşıma, Tıbbi Yardım şeklinde sıralanabilir (Access To Education for children and young people with medical needes, 2001).

a- Erken Tanı ve Müdahale

  Süreğen hastalık teşhisi konulan bir öğrenci için eğitim mümkün olan en kısa sürede başlamalıdır. Hastalığı nedeni ile okulundan uzun süre uzak kalacak bir öğrenci için eğitimin başlangıç tarihi ile ilgili mevzuatımızda bir bilgi yoktur. İngiltere’de bu süre on beş gün olarak belirlenmiştir (AECYMN, 2001)

b- Eğitime Erişimleri

  Ülkemizde süreğen hastalığı olan çocuklar hastaneye yattığından itibaren tıbbi tedavileri izin verdiği süre içerisinde Hastane İlköğretim Okullarına devam etmektedirler. Hastaneden taburcu olduktan sonra öğrencinin okula devam etmesini doktorlar uygun görmediği durumlarda Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliğinin 34. maddesinde belirtildiği gibi okul öncesi ve ilköğretim çağındaki özel eğitime ihtiyacı olan bireylerden eğitim-öğretim kurumlarından doğrudan yararlanamayacak durumda olanlara evde eğitim hizmeti verilmesi esastır. Bu hizmetin verilmesine özel eğitim hizmetleri kurulu karar verir. Özel eğitim Hizmetleri kurulunda, Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliğinin 14. maddesinde kimlerin olacağı şu şekilde belirtilmiştir.

   Özel eğitim hizmetleri kurulu; millî eğitim müdürünün görevlendireceği müdür yardımcısı veya şube müdürünün başkanlığında;

a)            Özel eğitim değerlendirme kurulu başkanı ya da birden fazla kurul başkanı olan illerde bir başkan,

b)            Bir rehber öğretmen

c)            Görme, işitme ve zihinsel engelliler sınıf öğretmenlerinden bir öğretmen,

d)            Bir özel eğitim okul veya kurum müdürü, özel eğitim okulu veya kurumu bulunmayan yerlerde ise kaynaştırma uygulaması yapılan ilköğretim ya da ortaöğretim kurumlarından bir müdür,

e)            Gezerek özel eğitim görevi yapan bir öğretmenden oluşur.

  Süreğen hastalık teşhisi konulan bir öğrenci için uygulanması gereken eğitim planlarının en kısa süre içerisinde yetkili birimler tarafından hazırlanması gerekir. Ülkemizde süreğen hastalığı olan çocuklarla ilgili birimler Milli eğitim Müdürlükleri, Rehberlik araştırma Merkezleri ve Hastane İlköğretim Okullarıdır. Ancak ülkemizde bu birimler arasında bir koordinasyon bulunmamakta ve Evde Eğitim Hizmetleri yönergesinde Hastane İlköğretim Okullarından bahsedilmemekte ve İl Özel Eğitim Hizmetleri kurulunda Hastane İlköğretim Okulu ve çocuğun kayıtlı olduğu okuldan bir temsilci bulunmamaktadır. Taş’a (2007) göre Ülkemizde süreğen hastalığı olan çocukların eğitime erişimlerinde sorumluluğu ve ilişkisi olan resmi ve sosyal kurumları gösteren şema için (Bakınız EK III).

 

c- Eğitim Hizmetlerinin Sürekliliği

  Ülkemizde eğitimin sürekliliği kesintilere uğramaktadır. Bunun nedeni birimler arasında tam bir iletişim bulunmamasıdır. Süreğen hastalığa yakalanan bir öğrenci hastanede kaldığı süre içerisinde Hastane İlköğretim Okuluna devam etmektedir. Öğrenci uzun süreli kanser gibi bir hastalığa yakalandığı zaman uzun süre okul devamsızlığı ve evde istirahat etmesi gerekebilmektedir. Ülkemizde Evde Eğitim Hizmetleri yönergesinin Kasım 2005 tarihinde yürürlüğe girmesine rağmen tam olarak yürütülememesi ailelerin birçoğunun bundan habersiz olması nedeni ile çocuk evde nekahet döneminde eğitimden uzun süre kalmasına neden olabilmektedir. Eğitimim sürekliliği için Milli Eğitim Müdürlükleri, Hastane İlköğretim Okulları, Rehberlik Araştırma Merkezleri ve öğrencinin kayıtlı olduğu arsında çok iyi bir iletişim ağı kurulmalıdır. Ayrıca Ülkemizde yürürlükte olan Özel Eğitim Gerektiren Bireyler İçin Evde Eğitim Hizmetleri Yönergesinde Hastane İlköğretim Okullarına sorumluluk yüklenmemiştir. Bir öğrencinin süreğen hastalığa yakalanmasından ilk haberi olan kurum Hastane İlköğretim okullarıdır. Bundan dolayı Hastane İlköğretim Okullarına bazı sorumluluklar yüklenmelidir.

d- Birlikte Çalışma

  Süreğen Hastalığı olan bir öğrencinin eğitiminde görev alacak olan kişi ve kurumlar arasında birliktelik çok önemlidir. Hastalığın etkisini öğrenci üzerinde en aza indirmek için; kayıtlı olduğu okul, Hastane İlköğretim Okulu, Rehberlik Araştırma Merkezi, evde eğitim öğretmeni ve aile arsındaki birliktelik çok önemlidir(AECYMN, 2001). 

e- Teknoloji Kullanımı

  Fels, Shrimpton ve Robertson’a (2004) göre süreğen hastalığı olan çocukların teknolojiyi niçin kullanmaları gerektiğini şöyle açıklamıştır; eğitimin sürdürülmesinde Hastane İlköğretim Okulları öğrencilere akademik çalışmaların bir kısmını gerçekleştirebilmelerini sağlarken, hastane ortamının yarattığı gerginliği giderememektedir. Ancak bilgi ve iletişim teknolojilerindeki ilerlemeler hastanedeki çocukların ve gençlerin akademik ve sosyal bağlantılarını sürdürebilmeleri için önemli bir yer tutmaktadır (Fels ve Shrimpton ve Robertson 2004).

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !